Erkeğin Yaşı ile Gebelik, Kısırlık İlişkisi
RANDEVU TALEP ET

Online Randevu Talebi

Centrum Klinik Online Randevu Talebi Sistemi

 

Erkeğin Yaşı ile Gebelik, Kısırlık İlişkisi

Erkeğin Yaşı ile Gebelik, Kısırlık İlişkisi

Kadın, erkek tüm çiftler nadir görülen durumlar haricinde belli bir üreme fonksiyonu, kapasitesi ile doğmaktadırlar. İlerleyen yaş, yaşanan olumsuz olaylar ve geçirilen hastalıklarla beraber üreme gücü zayıflamakta ve kapasite düşmektedir. Özellikle kadınlarda 45 yaş sonrasında gebelik, üreme pek mümkün olamamaktadır. Zira gebelikte kadının yaşı çok daha önem arz etmektedir. Bunun yanında kadındaki kadar olmasa da üreme konusunda erkeğin yaşının da önemli olduğu bilinmektedir. Erkeğin yaşı 45 ve üzerinde ise sperm kalitesi, sayısı ve hareketliliği gebelik oluşumuna yetmeyebilir. Bu sebeple de ilerleyen yaşla beraber düşen sperm kalitesinin kısırlığa sebep olduğu söylenebilmektedir.

Erkeğin ileri yaşta olmasının gebelikte yaratacağı riskler:

Erkelerde sperm üretiminin her yaşta olduğu, ancak ilerleyen yaşla beraber sperm kalitesi ve sayısının azaldığı bilinmektedir. Erkeğin sperm kalitesi düşük olduğunda ise genetik hata diye adlandırılan mutasyon problemleri gözlenebilmektedir. Kalitesiz ve az hareketli spermlerle gebelik oluştuğunda ise düşük yapma ve sağlık sorunları olan bebek dünyaya gelme riski artar. Gen çiftlerinden birinde, yani sadece annede ya da sadece babada olan hastalıkların bebeğe geçmesi anlamında kullanılan otozomal dominant rahatsızlıklar, sperm bozukluğu olan babaların çocuklarında sıkça gözlenir. Bunlara ek olarak babanın yaşının ileri olmasının bebekte meydana getirebileceği rahatsızlıklar; otizm, şizofreni, bipolar bozukluk, konsantrasyon bozukluğu, algılama yeteneği düşüklüğü ve bilişsel fonksiyon bozukluğu olarak sıralanabilir.

Erkeğin yaşının büyük olmasının düşük ile bağlantısı:

Annenin yaşı kaç olursa olsun, eğer babanın yaşı 45-50 yaşların üzerinde ise bebeğin düşme ihtimalinin çok yüksek olduğunu bu bağlamda yapılan araştırmalar göstermiştir. Zira kalitesiz ve hareketsiz spermlerle döllenen yumurtaların oluşturduğu embriyolar da anne rahmine yerleşmekte, tutunmakta, hayatta kalmakta zorlanmaktadırlar. Ayrıca hem anne adayının hem de baba adayının yaşının ileri olduğu durumlarda da bu risk çok daha fazla yüksek olmaktadır.

Baba adayının yaşı ile bebekte down sendromu görülme ilişkisi:

Bebekte down sendromu görülme olasılığının annenin ileri yaşta olmasıyla doğru orantılı olarak arttığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Babanın yaşı ile bebeğin down sendromu olma olasılığı arasında birebir ilişki görülmemekle beraber riski artırdığı düşünülmektedir.

Baba adayının yaşının bebekte otizm ve şizofreni görülme ile ilişkisi:

Erkeklerin geç yaşta baba olmalarının çocuklarda bazı genetik problemlere yol açtığını araştırmalar göstermektedir. Bu sebeple de ileri yaşlarda baba olmayı düşünenlerin spermlerini dondurmaları gerektiği söylenmektedir.  İleri yaştaki erkeklerin çocuklarında görülmesi muhtemel sorunlar arasında en çok altı çizilenler otizm ve şizofrenidir. İzlanda’daki bir araştırma şirketi, 78 ebeveyn ve onların çocuklarının DNA’sını inceledi. Çocuğun DNA’sındaki mutasyon ve küçük değişimler ile babanın yaşı arasında çok anlamlı bir ilişki olduğu gözlendi. Bu araştırmaya göre 20 yaşındaki baba ortalama 25 mutasyonu çocuğa aktarırken, 40 yaşındaki baba ise yaklaşık olarak 65 adet mutasyonu çocuğa aktarmaktadır. Bu araştırmaya göre erkeğin babalığı ertelediği her yıl için çocuğa 2 mutasyon aktarma ihtimali vardır. Bu bağlamda bebekte görülen mutasyonların babadan kaynaklandığı ve yaşla birlikte arttığı bilinmektedir. Hatta daha net bir dille ifade etmek gerekirse çocuklara geçen mutasyonların % 97’si ileri yaştaki babalardan gelmektedir.

Yorumlar

Bir yorum yazınız