Gebelikte Bulantı ve Kusma
RANDEVU TALEP ET

Online Randevu Talebi

Centrum Klinik Online Randevu Talebi Sistemi

Gebelikte Bulantı ve Kusma

Gebelikte Bulantı ve Kusma

Gebeliğin genellikle 6. haftasından itibaren bulantılar yaşanmaya başlanır. Bu bulantılar; kusmayla, iştahsızlıkla, kilo kaybıyla ve belli kokulara karşı aşırı hassasiyetle birlikte meydana çıkabilir. Bulantı ve kusmalar, çoğunluk sabahları daha şiddetlidir. Hamilelik döneminde artan, başta Progesteron olmak üzere çeşitli hormonlar mide adelesinin yavaş çalışmasına yol açar. 6. aydan sonra mideyi yukarı itmesi ve sıkıştırması neticesi hamilelikte çeşitli mide şikayetleri vuku bulur. Bu şikayetler;

  • mide yanması,
  • mide ekşimesi,
  • karında gaz hissi,
  • midenin yavaş boşalması,
  • reflü denen mide üstünde yanma ve ağıza su ve gıdanın geri gelmesi,
  • ülserli hastalarda ülserin şiddetlenmesi,
  • bulantı ve kusmalar.

Hamilelik döneminde yaşanan bulantı ve kusmanın gün boyunca devam etmesi, ayaktan ilaç tedavisine yanıt alınamaması, anne adayının normal beslenmesini, günlük faaliyetleri engelleyecek duruma gelmesi, genel sağlık durumunu bozması ya da kilo kaybına yol açması durumunda Hyperemesis Gravidarum yani,  şiddetli gebelik bulantısıdan bahsedilebilir. Hyperemesis, ileri inceleme yapılması ve tedavi edilmesi gereken bir durumdur.

Hamilelikte bulantı ve kusmaya rastlanır. Hatta kusma ve bulantı, hamileliğin alamet-i farikalarından kabul edilir. Ancak, hyperemesis’e varacak denli şiddetli yaşanan bulantı ve kusmalara hamileliklerin yalnızca binde 4’ünde rastlanır.

Hyperemesis gravidarum, çoğunlukla genç yaşta hamile kalmış anne adaylarında daha yaygın olarak ortaya çıkar. Aşırı kilolu anne adaylarında, çoğul gebelik taşıyanlarda bu şiddetli bulantılara daha çok rastlanır.

Nedenleri

Hamileliğe sebebiyle ortaya çıkan fizyolojik estradiol ve HCG hormonlarındaki artış ve bireysel duyarlılığın gebelik döneminde yüksek olması mide bulantılarına ve kokulardan tiksinme gibi durumlara yol açmaktadır. Mol gebeliği ve çoğul gebelik gibi durumlarda HCG normalden çok fazla artış gösterir bu sebeple e şiddetli bulantı ve kusma olarak, hyperemesis’e sık rastlanır.

Ayırıcı Tanı

Her bulantı ve kusma, hamileliğin belirtisi değildir. Özellikle çok şiddetli olan ve tedaviye zayıf yanıt veren bulantı ve kusmalarda, birinci trimester bitiminde süren ya da ikinci trimesterde henüz başlayan bulantı-kusmalarda aynı belirtilere sebep olabilecek fakrlı hastalıklar araştırılır. Bu hastalıklar içinde en önemlileri;

  • mol gebeliği,
  • hepatit (karaciğer iltihabı),
  • pankreatit (pankreas iltihabı),
  • kolelityazis (safra kesesi taşı),
  • kolesistit (safra kesesi iltihabı),
  • peptik ülser (mide ve oniki parmak barsağı ülseri),
  • pnomoni (zatürre),
  • hipertiroidi (tiroid bezinin aşırı çalışması),
  • over kisti torsiyonu (over kistinin boğulması),
  • sindirim sistemi tıkanmaları,
  • İnsüline bağımlı diyabet hastalığı başlangıcı ve beyin tümörleridir.

Bu sorunlar hamile olmayan kadınlarda dahi olduk nadir karşılaşılırken, gebe anne adaylarında daha da nadir görülür.

Hyperemesis Gravidarum’un anne adayı ve fetus üzerine etkileri

Gebeliğin erken haftalarında aşırı bulantı ve kusma şikayetleri olan anne adaylarının hamileliklerinin daha sağlıklı geçtiği ve düşük yapma risklerinin de azaldığı şaşkınlıkla gözlenen bir durumdur. Fakat, bu durumun sebepleri bilimsel olarak aydınlatılamamıştır. Fakat, hyperemesis’e varacak kadar şiddetli bulantı ve kusmalar yaşayan, yetersiz tedavi gören ya da tedaviye yanıt vermeyen anne adaylarında bu durum tam aksinedir. Kilo kaybı, elektrolit dengesizlikleri, besin ve vitaminlerin yetersiz alınması halinde bebekte gelişme geriliği oluşabilir.

Hyperemesis’ten mustarip olan anne adaylarının sık sık hastaneye yatması ve tedavi görmek zorunda olması, uygun tedavi yapıldığı taktirde hamileliğin ileri dönemlerinin olumsuz etkilenmesine neden olmaz.

Teşhis ve Tedavi yaklaşımı

Şiddetli bulantı kusma şikayetiyle doktora başvuran her anne adayının genel sistem muayenesi yapılır ve ardından ultrason ile gebeliğin kaçınca haftası olunduğu saptanır.  Ultrasonda çoğul gebelik ya da mol gebeliği gibi faktörler oldukça kolay bir şekilde anlaşılır.

Ultrasonda Mol Gebeliği fark edilirse, daha farklı bir yön kazanır.

Tam idrar tetkikinde, aç kalınan süre belirlenebilir. Açlık süresi ne kadar fazla ise, idrarda başta aseton olmak üzere keton maddeleri de o kadar fazla olur. Ketonun ise idrarda fazla olması, hyperemesisin şiddetli olduğu anlamına gelir. Tam idrar tetkikinde ölçülen idrar yoğunluğu ve idrarın gözlenen rengi de, vücudun susuz olup olmadığı hakkında ipuçları verir. Normal idrar yoğunluğu; 1020, normal idrar rengi; açık sarıdır. Vücut eğer susuz kalırsa, böbreklerin idrar üretimi de azalır. Bu sebeple de idrarın rengi daha koyu ve yoğunluğu da daha fazla olur. Tam idrar tetkikinde idrar yolu enfeksiyonu tespit edilebilir.

Kan elektrolitleri de, vücudun sıvı durumuyla ilgili ipuçları verir.  Vücut susuz kalırsa, kan yoğunlaşır. Bu sebeple de kandaki sodyum ve potasyum oranında artış gözlenir. Elektrolitlerin artmış olması da hyperemesisin çok şiddetli olduğuna bir işarettir. Bu durumda, acil tedavi gerekir. Elektrolit dengesizliğine yol açacak kadar ağır seyreden hyperemesis durumları ise oldukça nadiren görülür.

Hyperemesis Gravidarum tedavisinde üç ayrı tedavi yöntemi uygulanır:

1-Ayakta, ilaçsız tedavi

2-Ayakta, ilaçlı tedavi

3-Yatarak serum ve ilaç tedavisi

Anne adayının hypreremesisi hafif ise, ayakta ilaçsız tedaviye başlanabilir. Ayakta ilaçsız tedavideki esas hedef, anne adayının bulantılarla tek başına başa çıkmasını sağlamaktır.

Anne adaylarına bulantı ve kusma engelleyici öneriler

*Baş ucunuzda kraker ya da bisküvi benzeri besinler bulundurun. Uyanınca, ağzınıza bir iki kraker atıp, öyle yataktan kallkın.

  • Günlük öğünlerinizi üç öğünde olmayın. Bu üç öğünü; beş ya da altıya bölün.
  • Sıvı tüketimini yemekten sonra, yemek aralarında yapın. Yemekle birlikte sıvı tüketmeyin.
  • Midenize ve barsaklarınıza dokunan besinler varsa, o besinlerden kaçının.

Alınan bu önlemlere rağmen hala mide bulantısı ve kusma devam ediyorsa ve şiddetliyse, doktorunuza başvurmakta fayda var.

Anne adayının mide bulantısı ve kusması şayet günük hayatını etkiliyorsa, ilaçsız tedaviden cevap alınamayabilir. Bu sebeple ayakta ilaç tedavisine başlanır. Bulantıları gidermesi için olarak anne adayına uygulanan tablet ya da fitil şeklindeki ilaçlar, uzun zamandır uygulanan ve bebek için hiçbir sakıncası olmayan ilaçlardır. Anne adayının korkmasına gerek yoktur. İlave olarak vitamin tedavisine başlanır. Bu tedavide B vitamini ön plandadır. Ayakta ilaç tedavisine başlandığında anne adayı ilaçlarını kullanırken de bahsettiğimiz uygulanabilir önleri ihmal etmemelidir.

Anne adayının şikayetleri ayakta ilaç tedavisine de yanıt vermiyor ise, genel sağlık durumu iyi değilse, kilo kaybı yaşanıyorsa, yapılan tetkiklerle vücudun uzun süredir besinsiz kaldığı saptanmışsa ya da vücudun susuz kaldığı anlaşılmışsa anne adayının hastaneye yatması gerekir ve serum tedavisine başlanır. Serum tedavisinin amacı ise, anne adayına ihtiyacı olan sıvı, elektrolit ve besin maddelerini intravenöz yolla yani, damar yoluyla vermektir. Bulantı giderici ilaçlar ve vitaminler;  kalçadanbir iğneyle ya da serumun içinde verilir.

“Serum tedavisiyle” gebe anne adayı çoğunlukla bir haftada kendine gelir. Nadir olarak bir haftadan uzun süre de hastanede yatmam gerekebilir. Anne adayı, hastaneden eve gönderilirken, devam etmesi için ilaçlar verilir. Hyperemesis çoğunlukla hamilelik haftasının ilerlemesine bağlı olarak azalır.  Birinci trimester bitiminde ya daikinci trimesterin başlarında yani 14. haftada biter. Yapılan hiçbir tedaviye yanıt vermeyen ve hamileliğin sonlanmasına yol açacak kadar şiddetli olan hyperemesise oldukça nadir şekilde rastlanır.

Yorumlar

Bir yorum yazınız