Tüp Bebek ile Normal Gebelik Arasında Fark Var mıdır?
RANDEVU TALEP ET

Online Randevu Talebi

Centrum Klinik Online Randevu Talebi Sistemi

Tüp Bebek ile Normal Gebelik Arasında Fark Var mıdır?

Tüp Bebek ile Normal Gebelik Arasında Fark Var mıdır?

Tüp bebek tedavisi sonucu dünyaya gelen ve normal yollarla dünyaya gelen bebekler arasındaki tek fark, tüp bebekte yapılan aşamaların, normal gebelikte kendiliğinden sağlanmasıdır.

Tüp bebek tedavisinde uygulanan 5 aşama

  • Değerlendirme
  • Yumurtaların geliştirilmesi
  • Yumurtaların toplama işlemi (OPU)
  • Yumurtaların sperm ile dölleme işlemi
  • Döllenmiş yumurtaların transferi

Bu aşamalar dışında, tüp bebek ve normal gebelik arasında bir fark yoktur. Gebelik sağlandıktan sonra, süreç ve doğum aynı şekilde devam eder. Tüp bebek tedavi aşamaları sırasında anne adayının hastanede yatmasına gerek yoktur. Tüp bebek tedavi aşamaları uygulandıktan sonra anne adayı evine gidebilir, günlük yaşantısına geri dönebilir. Aşamalar oldukça kısa tutulduğundan iş hayatı ya da özel yaşam aksamaz.

Adayların doğal yollarla çocuk sahibi olmaları için gerekli olan 10 şart:

  • Erkek ve kadına ait üreme organlarında herhangi bir problemin olmaması,
  • Anne adayının tüplerinin açık olması,
  • Yumurta rezervlerinin iyi durumda olması,
  • Yumurta döllendikten sonra yerleşebileceği bir rahminin bulunması,
  • Düzenli bir adet döngüsü,
  • Canlı sperm örneğinin bulunması,
  • Sperm sayılarının yeterli olması,
  • Spermlerin hareketli olması,
  • Sperm şekillerinde bozukluk olmaması,
  • Sperm örneğinin vücudun dışına çıkabilmesi gibi faktörlerdir.

Bu şartların tamamının olduğu adaylarda, gebelik kendiliğinden sağlanabilir. Normal olarak, bu şartlara sahip olan çiftlerin düzenli ve korunmadan bulundukları cinsel ilişki ile 6 ay içinde gebelik sağlayabilmesi beklenir. Şayet bazı adaylar kendiliğin gebe kalamaz. Bir sene süresince korunmadan, düzenli şekilde bulunulan cinsel ilişkiye rağmen gebelik sağlanamadıysa bu çiftlerin muayene edilmesi ve altta yatan tıbbi nedenin araştırılması gerekir.  Bu bu koşullar araştırıldıktan sonra ve diğer yardımcı üreme yöntemlerinden cevap alınamadığında tüp bebek tedavisine başvurulacaktır.

Tüp bebek tedavisinde anne adayı hamile kaldığında, normal gebeliklerle herhangi bir farkı kalmayacaktır. Bir gebelikte, kendiliğinden döllenen yumurtayla, embriyo oluşturulur. Bir diğerinde ise tıbbi olarak embriyo oluşturmaya yardımcı olunur.  Gebeliğin devamı ve doğum aşamaları için fark yoktur.

Tüp bebek tedavi sonucunda doğan bebekle, normal bebeklerin farkları

Tüp bebek tedavisi sırasında kullanılan ilaçlar ve yapılan işlemler, sadece yumurtanın spermle döllenmesini gerçekleştirmek adına, embriyonun tutunmasını ve doğum aşamasına kadar anne adayının rahminde kalması için uygulanır.

Tüp bebek yardımcı üreme yöntemi ile dünyaya gözlerini açacak olan bebekler de normal gebelik süreci ardından dünyaya gelen bebekler gibi aynı aşamalardan geçer ve o şekilde dünyaya gelir. Bu yüzden, her iki yöntemle doğmuş olan bebekler arasında da herhangi bir fark bulunmaz.

Tüp bebek tedavisinin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olan 3 sebep

1) Birincil Sebepler:

  • Gebelik oluşturması beklenen embriyonun bozulmuş genetik yapısı,
  • Yumurta gelişimi esnasında uygulanan ilaç protokollerinin uygun olmaması,
  • Embriyonun geliştiği kültür ortamlarının yetersiz olması,
  • Embriyo dış zarının kalınlaşması gibi embriyoya ait sebepler tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarına yol açabilir.

2) İkincil Sebepler:

  • Rahim iç duvarını (Endometrium) etkileyen doğumsal rahim bozuklukları,
  • Rahim içinde embriyonun tutunmasını engelleyen polip, myom,
  • Daha önceki enfeksiyon ya da küretaj kaynaklı yapışıklıklar,
  • Embriyonun rahim içinde tutunup büyümesini etkileyen pıhtılaşma işlev bozuklukları,
  • Kadında genetik ya da sonradan oluşan immunolojik (savunma mekanizmaları) bozukluklar, yüksek kalitede de olsa gelişen embriyonun tutunup büyümesini engelleyebilen etkenlerdendir.

3) Üçüncül Sebepler:

  • Endometriosis hastalığı (çikolata kistleri),
  • Tüplerde daha önceden geçirilmiş enfeksiyon ya da geçirilmiş karın içi müdahaleleri ardından sıklıkla ortaya çıkabilen hidrosalpenks yani tüplerin tıkanıp şişmesi

İnfertilite nedir?

Kısırlık, düzenli cinsel ilişkiye rağmen, herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmadan bir sene boyunca bulunulan cinsel ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamamaktır.  Kısırlığa birçok faktör sebep olabilir.

Kadınlarda görülen 12 kısırlık sebebi:

  • Yumurtlama (ovulasyon) düzensizlikleri
  • Tüplerin kapalı olması
  • Endometriozis
  • Hiperprolaktinemi (Süt hormonu yüksekliği)
  • Troid hormon bozuklukları (guatr, hipotroidi, hipertroidi)
  • Rahimde bulunan patolojiler (Endometrial ossifikasyon)
  • Antisperm antikorlar
  • Rahim ve yumurtalıklarla ilgili geçirilen operasyonlar
  • Genital organlarla ilgili geçirilmiş enfeksiyonlar
  • Yaşın ilerlemesi sebebiyle yumurta rezervlerinin azalması
  • Rahim ağzına bağlı sebepler, servikal faktör.
  • Çiftlerin %10-15 kadarında kısırlık (infertilite) olmasına rağmen herhangi bir neden saptanamaz.

Erkeklerde görülen kısırlık 8 sebebi

1) – Anormal sperm üretimi ya da işlevi ile ilgili sebepler. Bunlar genellikle inmemiş testisler, genetik bozukluklar ya da tekrarlanan enfeksiyonlar gibi çeşitli problemler sebebiyle meydana gelebilir.

2) – Sperm taşınması ile ilgili sorunlar. Bu sorunlar, erken boşalma ya da ağrılı cinsel ilişki gibi cinsel sorunlar hasebiyle retrograd ejekülasyon gibi sağlık problemler sebebiyle, kistik fibroz gibi çeşitli genetik hastalıklar hasebiyle ya da testisin sperm içeren (epididim) parçasının tıkanması gibi yapısal problemler nedneiyle oluşabilir.

3) – Genel sağlık ve erkeğin yaşam tarzına bağlı sorunlar; iyi olmayan beslenme düzeni, aşırı kilolu olmak, alkol, sigara ve uyuşturucu kullanımı gibi nedenler, kısırlığa yol açabilir.

4) – Kimyasal maddere maruz kalma ve çeşitli çevresel etkenlerle ilgili sorunlar; pestisid ve diğer kimyasal maddelere maruz kalmak kısırlığa yol açabilir. Tüm bunlara ilave olarak, sauna ve sıcak su banyoları gibi ısıya maruziyet vücut ısının da artmasına yol açar. Çok sıcağa maruz kalmak sperm üretimin bozulmasına yol açabilir. Sperm sayısının azalmasına sebep olabilir.

5) – Kanser ve tedavisiyle ilgili faktörler; radyasyon ve kemoterapi tedavisi, sperm üretimini geri dönüşümsüz bir şekilde bozar.

6) – Hormonal sebepler; hipofiz, hipotalamus ve testisler tarafından üretilen hormonlar cinsel gelişim ile sperm üretiminde oldukça mühimdir.

7) – Genetik bozukluklar; çeşitli hastalıklar kişiye doğuştan kalıtımsal olarak geçebilir. Bu sorunlar çeşitli hastalıklara yol açar.  Klinefelter sendromu (47 XXY) gibi hastalıklar testis gelişimini olumsuz etkileyerek sprem üretimini azaltabilir. Bunun dışında Y kromozomu üzerindeki delesyonlar testiste sperm yapımının azalmasına ya da hiç üretilememesine sebep olabilir.

8)Varikosel; toplardamarlar testislerdeki kanı boşaltır. Bu damarların genişleyip varisleşmesine varikosel denir. Kan akımının yavaşlaması sebebiyle yumurtalık torbasında ısı artışı oluşur. Sol böbrek üstü bezinden gelen ters yöndeki kan akımı testislerin yüksek oranlarda toksik atıklara maruz kalmasına yol açar. Bu sebeple de üreme hormonlarının dengesinin bozulmasına yol açar ve kısırlığa sebep olur.

Yorumlar

Bir yorum yazınız