Tüp Bebek Tedavisi Başarıyı Etkileyen Faktörler
RANDEVU TALEP ET

Online Randevu Talebi

Centrum Klinik Online Randevu Talebi Sistemi

 

Tüp Bebek Tedavisi Başarıyı Etkileyen Faktörler

Tüp Bebek Tedavisi Başarıyı Etkileyen Faktörler

Tüp bebek  işlemi, birçok faktörün biraraya gelip başarının izlendiği bir süreçtir ve bir takım oyunudur. Başarıya ulaşmak için özellikle kadın, erkek, embryo ve laboratuar faktörlerinin çok iyi irdelenmesi gereklidir. Kadın faktöründe; yaş, yumurtalık rezervi, genetik normallik hali, rahim içinin durumu gibi faktörler öne çıkar. Erkek için ise, sperm sayısı ve hareketi ile genetik olarak normallik hali öne çıkmaktadır. Bu sayılan durumlarda, elde edilen sağlıklı embryo, iyi donanımlı bir laboratuarda ve tecrübeli bir embryoloji ekibi ile gebeliği beraberinde getirecektir. AMH ve ultrason ile ortaya konmuş iyi bir yumurtalık rezervi, 40 yaş altı olgular, genetik olarak normal kadınlar, rahim problemi olmayan ve eşlik eden dahili başka bir hastalığı olmayan kadınlarda başarı yüksek izlenmektedir.Tüp bebek laboratuarı da, başarıya etki etmektedir. Denetimi tam yapılan, iyi kalitede embryo geliştirme medyumları kullanılan, temilik ve hijyen sorunu olmayan, filtre sistemi iyi çalışan ve deneyimli bir ekibi olan merkezlerde başarı yüksek izlenmektedir. Ankara’da yıllardır bu ilkeler ile faaliyet gösteren Centrum Tüp bebek merkezinde, her zaman yüksek tüp bebek başarısı hedeflenmektedir.

Özetle:

  • Kadın yaşı
  • Yumurtalık rezervi
  • Eşlik eden hastalık
  • Genetik problemler
  • Sperm sayı ve kalitesi
  • Kullanılan tedavi protokolleri ve cinsi
  • Embryoloji laboratuar koşulları ve ekibi
  • Genetik uygulamalar
  • Modern gereç ve yöntemler
  • Tüp bebek merkezindeki doktor ekibinin tüp bebek alanındaki tecrübesi
  • Sağlıklı kayıt sistemleri

Başarıyı etkileyen faktörler için her geçen gün farklı bilgiler sunulmaktadır.  Bu bilgilerden bazılarının gerçekliği araştırmalarla kanıtlansa da, bazı faktörlerin hala tartışmalıdır. Tüp bebek tedavisi, tıp ve teknolojinin geliştirdiği yenilik ve imkanlardan en fazla yararlanan tedavi biçimlerinden biri olmasına rağmen, hala yüzde yüz bir başarı imkanı sunamamaktadır. İlk tüp bebek, 1978’de gözlerini dünyaya açmıştır. O günden beri tüp bebek konusunda başarı oranlarını arttırmak için çalışmalar oldukça hızlı bir şekilde yürütülmektedir. Tüp bebek, bir ekip işidir. Doktorun, tüp bebek ekibinin, biyoloğun, embriyolğun uyumlu ve başarılı bir şekilde çalışması bu alanda tecrübeli olması tüp bebek tedavinin başarısını etkileyen en önemli faktörlerdendir.

Tüp bebek tedavisinde ülkemizde iller ve merkezler arasında farklılıklar vardır. Hatta ülkelerden ülkelere göre bile bu başarı oranları değişkenlik gösterir. Çeşitli ülkelerden ve çeşitli merkezlerden bildirilen hamilelik oranları ise %15-65 arasında değişkenlik gösterir. Bu başarı oranlarının, bu denli farklılık olmasının çok farklı sebepleri vardır. Bu sebepler ise:

  • Tedaviye kabul edilen hastalara belli bir yaş sınırı konulması
  • Tedaviye alınan hastalar arasında farklılık olması (hasta seçimi)
  • Merkezlere tüp bebek tedavisi için başvuran hastaların yaş grupları arasında farklılıklar olması
  • Tedavisi olumsuz şekilde devam eden kişilerde tedavinin iptal edilmesi ya da transferin yapılmaması, iptal için ise çeşitli kriterlerin konulması
  • Kliniğin başarısını düşük göstermemek adına tedavide başarıya ulaşma şansı az olan adayların tedaviye alınmaması
  • Tedavi için başvuran çiftlerin sorun ya da hastalıklarının farklı olması
  • Kliniklerde görevleri olan infertilite uzmanları ya da laboratuvarda görevli olan embriyolog ve biyologların tecrübe ve eğitim seviyeleri
  • Tüp bebek merkezilerinin imkanları, teknolojik olanakları, yeni teknikleri uygulama ya da çalışanlarının yeni geliştirilen tedavi tekniklerinin öğrenme ve uygulama koşullarının mevcudiyeti
  • Çeşitli ülkelerde donör oosit ve donör sperm yöntemleri serbesttir, Bazı ülkelerde ise yasal olarak böyle bir imkan mümkün değildir. Bu uygulama, farklı bir kadından yumurta alınması ya da sperm bankasından sperm temin edilmesi ve tüp bebek yönteminin bu şekilde uygulanmasıdır. Şiddetli yumurta ve sperm problemi olan adaylar bu uygulama ile bebek sahibi olabilmektedir. Bu yöntem ile, bebek sahibi olma şansı oldukça az olan hastalarda dahia başarı elde edilebilmektedir.

Ülkeler arasında yasal ya da etik sınırlamalar oldukça farklıdır. Bu sınırlamalar neticesinde farklı uygulamaların yapılması:

a. Transferi gerçekleştirilen embriyo sayısının sınırlanması
b. Embriyo transfer günü konusunda sınırlama
c. Embriyo, sperm ya da testis dokusu dondurma hususu için sınırlamalar
d. Preimplantasyon genetik tanı (PGT) Hamilelik oranları bildirilirken, esas olarak neyin oranının bildirildiği araştırılmalıdır.

Araştırılması gereken oranlar

:a. Hasta başına, yumurta toplama aşaması ya da embriyo transferi başına hamilelik oranı
b. Hamilelik testi pozitif (kimyasal gebelikler bu oranın dahilinde mi?)
c. Ultrasonda gebelik kesesinin görülmesi (gebelik kesesi pozitif)
d. Ultrasonda fetus ve kalp atışlarının görülmesi (kalp atışı pozitif)
e. Düşükler bu orana dahil edilmiş mi?
f. Eve canlı bebek götürme oranları. Bu oranlar arasında bakılması gereken en önemli oran budur.

Hamilelik oranlarının klnikler tarafından olduğundan daha fazla gösterilmesi

Hasta faktörü açısından gebelik şansını etkileyen faktörler:

1. Kadının yaşı

2.Bazal FSH düzeyleri

3.Tüp bebek tedavisine başlama sebebi yani, kısırlığa yol açan sebepler

4.Kullanılan ilaçlar (stimülasyon ilaçları ve luteal faz desteği)

5.Hastanın tedavi süresince ne kadar uyumlu olduğu, ilaçlarını düzenli kullanıp kullanmadığı, kontrollerini ihmal etmemesi gibi.

Kadının yaşı:

Kadının yaşı 35’ten fazla ise, tüp bebek tedavilerinde başarı oranları olumsuz bir şekilde etkilenebilir.  40 yaşın üzerinde olan kadınlar için ise hamilelik elde etme şansı gözle görülür bir biçimde azalmaktadır. Bun durumun çeşitli sebepleri vardır. Bunlardan bazılar:

1. Over (yumutalık) rezervinin azalması (yüksek FSH)
2. Gelişen folikül sayısının ve sağlanan yumurta sayısının yetersiz olması
3. Yumurtaların kalitesinin gittikçe düşmesi
4. Yumurtalarda genetik ya da kromozomal sorun riskinin fazla olması

Over (yumurtalık) rezervi:

Adet zamanının 2.ya da 3. günü FSH,E2 ve LH değerlerinin araştırılması, yumurta rezervleri için ciddi bilgi kaynağı olabilmektedir. Fakat FSH’ ın düzeyleri hususunda çeşitli fikirler vardır. Adetin 2-3. gününde uygulanan FSH değerinin 15 IU/mL’ nin üzerinde olan kadınlarda yumurtalık rezervlerinin iyi olmadığı kabul edilmektedir. Bunun dışında Klomifen sitrat testinde de FSH (3. gün) ve FSH (10. gün) değerleri toplamının 25 IU/mL ya da üzerinde olması tekrar düşük yumurta rezervleri olarak kabul edilmektedir.Adetin 2-3. gününde belirlenen yüksek E2 değerleri de düşük yumurta yanıtının işareti olabilir.  Bunların dışında yapılan son  son çalışmalarda, adetin her döneminde kanda bakılabilen AMH (anti-müllerian hormon) seviyesinin de kadınlarda over rezervi ve yumurtalıkların hormon ilaçlarına nasıl yanıt vereceği hususunda önemli bilgiler verdiğini ortaya koymaktadır. AMH seviyeleri FSH gibi yaşın ilerlemesi ile ilgili olarak kadınlarda yükselmektedir. Bunun yanında azalmış yumurtalık rezervleri için belirtilir.

Erkek faktörü:

Erkek faktörün başarıya etkisi kısırlığa yol açan sebeplere göre değişmektedir. Azoospermi vakalarında obstrüktif: sperm kanallarında tıkanıklık) ve non-obstrüktif: sperm kanallarında tıkanıklık olmaması durumuna bağlı olarak neticeler değişkenlik göstermektedir.Non-obstrüktif azoospermi vakalarında hamilelik oranları daha düşük olmaktadır. Bunun dışında bu sorunu olan erkelerde kromozom bozukluğu mevcudiyeti riski daha fazladır. Bu sebeple de böyle bir durumun mevcudiyeti dahilind ehamilelik oranları ciddi şekilde düşmektedir. Mikroenjeksiyon (ICSI-IMSI) yönteminin uygulanması ile sperm sayı azlığı ve sperm morfoloji bozukluğu çoğunlukla hamilelik oranlarına kötü bir şekilde yansımamaktadır.

Tüp bebek laboratuvar faktörü:Tüp bebek tedavilerinin esas noktası tüp bebek laboratuvarlarıdır. Laboratuvar çalışanları, laboratuvarda kullanılan malzemeler ve laboratuvar koşulları tedavinin başarıya ulaşması için en önemli faktörlerdendir. Laboratuvarda görevli olan çalışanların ne derecede deneyimli olduğu, bilgi düzeyleri, bu konudaki yetileri oldukça önem teşkil eder. Laboratuvarda oldukça ufak olan ayrıntılar dahi, tüp bebek başarısı için oldukça önem  teşkil eder. Misal olarak; uygulamalar esnasında yumurta manipulasyonunun olması gerekenden uzun sürmesi, inkübatör kapağının fazla açılıp kapatılması hamilelik başarısını olumsuz şekilde etkiler. Hijyen kurallarının ufak bir ihmali bile tedavinin başarısızlıkla sonuçlanmasına yol açabilir. İnkübatörlerin pH ve gaz ayarlarının doğru olmaması, uygulamaların deneyimli görevliler tarafından gerçekleştirilmemesi, başarısızlığa yol açan en önemli faktörlerdendir. Laboratuvarda bulunan malzemelerin non-toksik olmasına dikkat edilmelidir. Embriyoların gelişim aşamalarına göre uygun kültür mediumlarının kullanılması önemlidir.

Yumurta (oosit) sayı ve kalitesi faktörü:

Tüp bebek tedavilerinde yumurta toplama günü sağlanmış olan yumurta sayısı kadar, yumurtaların ne derecede kaliteli olduğu da oldukça mühimdir. Elde edilen yumurtalardan kalitesinin iyi olanları işleme alınır.  Başarılı bir döllenmenin sağlanabilmesi başarılı bölünme ve gelişme demektir. Bunlar için de yumurtanın kalitesi oldukça önem teşkil eder.

Yumurtanın kalitesini ve olgun olup olmadığının belirlenmesi için:

İmmatür oosit (profaz): Polar cisim mevcut değildir, germinal vezikül koyu, kompakt kumulus vardır.

MI oosit (metafaz I): Polar body mevcut değildir, germinal vezikül mevcut değildir, kumulus geniş ve yumurta açık renkli olmaktadır.

MII oosit (metafaz II): Polar cisim mevcuttur, ooplasma düzgün, kumulus geniş bir görünüm sergilemektedir.

Postmatür oosit: Kumulus yığın durumundadır ya da mevcut değildir. Polar cisim mevcuttur, ooplasma koyu bir görüntü sergiler.

Dejenere yumurta (atretik): Kumulus mevcut değildir, polar cisim ve çekirdek dejeneredir, vakuol vardır.

Döllenme şansı en fazla olan oositler MII’dir. MI yumurtalar da bir süre laboratuvarda kültür ardından MII durumuna gelebilmekte, ICSI ardından döllenebilmektedir.

Yumurta kalitesini etkileyen en mühim etkenler ise aşağıdaki gibidir:

1. Kadının yaşı

2. FSH düzeyi

3. Stimülasyon (ilaç kullanımı), HCG dozu ve zamanlaması: Stimülasyon ve izlenmelerinin doğru olarak uygulanması, ilaçların kişi için uygun ve doğru dozda ve zamanında kullanılması tedavinin başarısı ve hiperstimülasyon sendromu bakımından oldukça önem teşkil eder.HCG iğnesi en uygun zamanda uygulanmalıdır. Erken ya da geç uygulanan HCG iğnesi, tedavinin başarısını kötü etkileyebilir.  Gonadotropinlerin olmasından gerekenden fazla dozda ve uzun süreyle uygulandığı kişilerde yumurta kalitesi daha az olmaktadır.

4. Yumurta toplama aşamasının zamanında ve uygun biçimde gerçekleştirilmesi

Genetik bozukluklarDöllenme, embriyo bölünme ve gelişme faktörü:

Fertilizasyon (Döllenme) oranlarının fazla olması, gelişecek embriyo sayısına olumlu şekilde yansımaktadır. Şayet, döllenme oranları düşük olur ise, az sayıda embriyo gelişir ise ve gelişen embriyoların kaliteleri de düşük olur ise, hamilelik oranları ciddi şekilde azalır.  Gelişen embriyo sayısı ve kaliteleri, çeşitli birçok etkenle bağlı olabilmektedir.  Bu da hastadan alınan yumurtalarının sayı ve kalitesi ile ilgilidir. Bu da hastanın genç olmasının neden önemli olduğunu ortaya koyar. Yaşı genç olan kişilerde, hamilelik oranlarının daha yüksek olmasının da esas sebebi bu olmaktadır. Bunun dışında, yaşı genç olan kadınların yumurtalarında kromozom bozukluğu mevcudiyetinin riski daha az olmaktadır. Bu duruma karşın embriyolarının ortalama %20-40′nda kromozomal bozukluk mevcuttur. Yaşın ilerlemesi ile birlikte yumurta sayısı ve kalitesi git gide azalmaktadır. Embriyolarda kromozom bozukluğu olma ihtimali de daha fazladır. Bir başka etken ise spermin kalitesinin nasıl olduğudur. Özellikle morfolojik olarak şiddetli sorunları olan spermler ile uygulanan işlemler neticesi gelişen embriyoların kalitesi daha düşüktür.  Bundan dolayı da enjeksiyon için en iyi spermlerin tercih edilmesi başarı için çok mühim olmaktadır. Embriyo bölünme ve gelişimi için en önemli etkenlerden biri de dediğimiz gibi, tüp bebek labaratuvarının imkanları, ortamı ve orada çalışan embriyolog ve biyologların ne denli bilgili ve tecrübeli olduğu ile ilgilidir. Gelişen embriyoların kalitesi ise şu şekilde değerlendirilir:

1.) 2. ve 3. Gün embriyolarında, embriyoyu meydana getiren blastomerlerin (hücrelerin) boyutu ve biçimlerinin simetrik olması ve embriyo içindeki fragmanların yüzdesi (hücresel artık) (fragmantasyon)

2.) 5. Gün Blastosist süreci embriyolarda ise bebeği meydana getiren içi hücre kitlesinin ve plasentayı meydana getiren trofoektoderm hücrelerin yapısı

Kısacası:

  • Hasta Faktörleri şu şekilde özetlenebilir:
  • Kadının yaşı
  • Bazal FSH düzeyleri
  • Tüp bebek tedavisine başlama sebebi
  • Uygulanan ilaçlar(stimülasyon ve luteal faz desteği)
  • Hastanın tedavi sürecine uyumluluğu(ilaç kullanımı, kontrollere gelmesi)

Kadının Yaşı:

  • Yumurta rezervlerinin azalması: yüksek FSH
  • Gelişen follikül sayısının ve elde edilen yumurta sayısının yetersiz olması
  • Yumurtaların kalitesinin iyi olmaması
  • Yumurtalarda genetik sorun riskinin fazla olması

 Tüp bebek tedavisinde başarıyı olumsuz yönde etkileyen faktörler ise:

  • Kadının yaşının 35 ve üzeri olması
  • Yumurtalık rezervinin iyi durumda olmaması
  • Tüplerde hidrosalpenx olması
  • Rahim içi tabakasının tedaviye karşın ince olması
  • Endometrioz kistinin ve myomların mevcudiyeti
  • Sperm şekil bozuklukları sorunları
  • Sigara Kullanımı

Yorumlar

Bir yorum yazınız