Tüp Bebek Tedavisinde Son Teknolojiler
RANDEVU TALEP ET

Online Randevu Talebi

Centrum Klinik Online Randevu Talebi Sistemi

 

Tüp Bebek Tedavisinde Son Teknolojiler

Tüp Bebek Tedavisinde Son Teknolojiler

Tüp bebek tedavisiyle dünyaya gelen ilk çocuktan bugüne kadar tüp bebek tedavisinin başarı oranlarını arttırmak için birçok çalışmalar yapılmış, bu tedaviyi geliştirmek adına birçok yenilik getirilmiştir.

Bununla beraber özellikle son 5 sene içerisinde büyük bir ivme ile hayatımıza giren ve merkezlerin rutin uygulamaları içerisinde yerlerini alan yeni teknolojiler standart tüp bebek yöntemlerinin şeklini ve konseptini de tamamen değiştirmektedir.

Spermlerin seçimi için geliştirilen IMSI yöntemi nedir?

Tüp bebek yöntemlerinde mikroenjeksiyon tekniğiyle spermler özel bir mikroskop altında seçilir. Seçilen spermler yumurtanın içine enjekte edilir. Bu uygulama esnasında kaliteli embriyo sağlayabilmek adına spermin hareketli kuyruk ve baş şeklinin düzgün olmasına dikkat edilir. Spermin tercihi ile alakalı olarak IMSI tekniği; Morfoloji ismi verilen spermin şekil özellikleri iyi olduğu taktirde sağlıklı bir sperm saptandığı düşünülür. Standart olarak mikroenjeksiyon için uygulanan mikroskoplar spermi 400 misli büyütür ve sperm tercihinin sağlıklı yapılmasını sağlar. IMSI ismi verilen teknikte spesifik bir mercek ve bilgisayar programı uygulanarak sperm 6600 misli büyütülür. Bu şekilde spermin morfolojisi daha iyi şekilde incelenebilir. Özellikle spermin baş bölümünde olan değişikler sperm kalitesini ortaya koyar. Bu bölgede olan baloncuk biçiminde olan hücresel değişikliklere dikkat etmek gerekir. IMSI yalnızca mikroskobun özelliğine bağlı değildir. Bunu gerçekleştirecek olan uzmanın bu hususta tecrübeli olması gerekir. Daha sağlıklı spermler seçilirse döllenme oranları arttırılmış olur dolayısıyla da hamilelik oranları da arttırılmış olur. Özellikle erkeğe bağlı kısırlık ya da sebebi açıklanamayan kısırlık durumlarında tercih edilir. 

ERA testi:

ERA testi, tüp bebek yöntemindeki en yeni gelişmedir. Bunun yanında diğer teknikler eski uygulama yöntemlerinin daha etkin formlarıdır. Ancak ERA testi kendi başına bir yeniliktir. En kısa özetiyle; ERA testinde, embriyo transferi yapılacağı gün rahimden küçük bir doku parçası alınır ve embriyonun rahme tutunmasında görev üstlenen 230’dan fazla genin değerlendirilmesi ardından rahmin embriyoyu kabul edeceği ya da kabul edecekse ne zaman kabul edeceği belirlenir.

Yapılan çalışmalar, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan kişilerin 1/4’ünde başarısızlığın embriyo transfer gününde rahmin embriyo için tam olarak hazır olmaması sebebiyle oluştuğunu ortaya koyar. Bu sebeple bu durumlarda embriyo transfer öncesi uygulanacak ERA testi ile hamilelik için transferin gerçekleşeceği günü belirlemek mümkündür. Çeşitli durumlarda rahmin hiçbir zaman embriyo için uygun olmaması durumu da ortaya çıkabilir.

Her ne kadar ilk aşamada tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı olan hastalarda uygulanan önemli bir test olarak algılansa dahi, ERA testi tedavi aşamasında olan her adaya uygulanabilir.

Kapsamlı Kromozomal Tarama: aCGH yöntemi uygulanarak bütün kromozomların embriyoda analizi ile daha kapsamlı, güvenilir ve etkin genetik tanı işlemidir.

Preimplantasyon genetik tanı (PGT) tekniği ile tıbbi gereksinimler sonucunda embriyo üzerinde kromozom ve gen seviyesinde testler yapmak ve belirli bir hastalık ya da hastalıkları transfer öncesi saptayabilmek oldukça ihtimaller dahilindedir. PGT uygulayabilmek adına gelişen embriyodan mikro cerrahi uygulanarak zarar vermeden bir ya da birkaç hücre almak ve bu hücreleri uygun genetik yöntemlerle araştırmak gerekir. Kısa bir süre öncesine kadar embriyo biyopsi uygulaması adına embriyo gelişiminin 3. gününde yapılırdır. Elde edilen hücreler de yalnızca belirli kromozom ya da gen bölgeleri açısından araştırılır, sağlıklı olarak  saptanan embriyolar da derhal anne adayının rahmine transfer edilirdi. Kapsamlı koromozomal tarama prosedürü ile embriyo biyopsi uygulaması embriyo gelişiminin 5. ya da 6. gününde uygulanarak, elde edilen hücre ya da hücreleri bütün kromozomları açısından ya da pek çok gen sorunu açısından araştırmak mümkün durumdadır. Uygulama ardından embriyolar dondurulup, inceleme neticelerine göre normal olarak saptanan embriyo ya da embriyoları daha sonraki bir zamanda rahme transfer edilerek daha fazla hamilelik oranları sağlanabilir.

Vitrifikasyon:

Geçmiş zamanlarda adaylara alternatif olarak sunulan üreme hücrelerinin ve embriyoların dondurularak muhafaza edilmesi ve gerektiği zaman çözülerek tedavi için uygulanması güncel tedavilerde artık laboratuvarların klasik bir prosedür durumunu aldı. Eskiden tüp bebek tedavileri başından sonuna kadar izlenmesi gereken bir süreçti. Program dışına çıkmak kabul edilmezdi. Bu uzun süren protokoller artık pek tercih edilmemekte. Pek çok aday, dondurma/çözme tekniklerinde yüksek başarılarla ilgili olarak neredeyse bütün tedavi dönemini arzu ettikleri şekilde hazırlayabilmektedirler.

Eskiden uzun yıllar “programlı dondurma” ya da “yavaş dondurma” ismi verilen teknik uygulanmaktaydı. Bu tekniklerin başarıya ulaşma oranları, maliyeti çok fazla olan cihazlara ve uzmanların deneyimlerine göre oldukça değişkenlik göstermekteydi. Özellikle son birkaç senedir “vitrifikasyon” ismi verilen yöntemin dünya çapında artık pratikleşmiş ve uygun şartlarda yapılmaya başlanmıştır. Bu sebeple de son derece yüksek canlılık oranları elde edilebilmektedir.

Dünya çapında isim yapmış merkezler dondurulmuş embryo transferleri için sağlanan hamilelik oranlarının diğer tedavilerden daha fazla olduğunu bildirmektedir. Bunun nedeni ise embriyo dondurma yönteminin doğru ve yerinde yapılması ile hemen hemen ise hiç kayıp yaşanmaması ve çözme ardından canlılığını muhafaza eden embriyoların sağlanması, tedavide daha doğal bir rahim ortamına verilmesi yatar. Bunların sonucunda daha iyi hamilelik oranları sağlanır.

Dinamik embriyo görüntüleme sistemleri:

Güncel bir tüp bebek laboratuvarında tedavi esnasında sağlanan embriyolar inkübatör ismi verilen ve anne rahmi ortamını taklit etmek adına üretilmiş cihazlar içerisinde olgunlaştırılır. Bununla beraber embriyoların günlük olarak gelişimlerinin izlenebilmesi adına günde bir defa bu cihazların dışına çıkarılır ve mikroskop altında gelişim kontrolleri izlenir. İnkübatörün dışına çıkarıldıkları zaman, o yapay anne rahmi ortamından laboratuvarın koşullarına maruz kalırlar. Şayet laboratuvar şartları, ortamın nem oranı, ısısı, hijyeni gibi etkenler iyi değilse bu dışarı çıkarılma anında çeşitli embriyolar etkilenir ve gelişimlerinde aksamalar meydana gelebilir. Gelişen teknoloji ile birlikte artık içerisine kamera sistemleri yerleştirilmiş yeni nesil inkübatörlerin (örn. Embriyoskop) uygulanması ile bu sorunlar minimuma düşürülür; çünkü embriyolar her zaman takip edilebilmekte. Bu bu takip için ortamlarından çıkarılmak zorunda kalmamakta. Dinamik embriyo görüntüleme sistemleri yalnızca bu avantajıyla gündeme gelmez, bugüne kadar embriyo gelişimi hakkında bilinmeyen pek çok yeni parametrenin gelişmesine yol açtı ve hamilelik oranlarında artışları sağlayabilecek keşiflere sebep oldu.

Yorumlar

Bir yorum yazınız